30. Ankara Uluslararası Film Festivali: Festivalde gün gün neler yaşandı?

30. Ankara Uluslararası Film Festivalinde 18 – 28 Nisan tarihleri arasında 14 bölümde 135 film yönetmen ve oyuncuların katılımıyla sinemaseverlerle buluştu.

On gün süren Ankara Uluslararası Film Festivalinde gün gün neler yaşandı?

18 Nisan 2019, Perşembe

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı’nca düzenlenen 30. Ankara Uluslararası Film Festivali 18 Nisan Perşembe günü Ankara MEB Şura salonunda yapılan açılış töreniyle başladı. Törene Kadir İnanır, Nazlı Eray, Biket İlhan, Şebnem Bozoklu, Kanat Atkaya, Armağan Pekkaya ve TBMM Başkanvekili Levent Gök, Milletvekili Mithat Sancar, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Selçuk Yavuzkanat, Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen de katıldı. Aziz Nesin Emek Ödülü Kadir İnanır’a, “Sanat Çınarı Ödülü” yazar Nazlı Eray’a ve “Kitle İletişim Ödülü” ise Gülse Birsel’e verildi.

Törende, Kadir İnanır şunları söyledi:“Aziz Nesin böyle bir aydındı. Böyle güzel bir insandı. Keşke tanısaydınız. İnanamazdınız. Cimriye çıkmıştı adı. Asla cimri değildi çünkü biriktirdiği bütün paraları kimsesiz ve yoksul çocukların eğitimi için bir vakfa gönderiyordu. Kendisi de şimdi orada yatıyor zaten ama capcanlı, içinde, gönlümüzde. İşte böylesine büyük bir aydın adına verilen ödüle layık görüldüğüm için son derece onurluyum.”

19 Nisan 2019, Cuma

Ankara Uluslararası Film Festivalinin ilk gününde Emin Alper’in yönetmenliğini yaptığı Kız Kardeşler filmi yoğun ilgi gördü. Emin Alper ve film ekibi gösterimler sonrası sinemaseverlerin sorularını yanıtladı.

Yönetmen Emin Alper, seyircinin “Bir korku filmi çekseniz ne kadar güzel olurdu” sözlerine, “Bir projem var. Palu ailesini korku filmi yapacağım” demesi üzerine uzun süre medyada konuşuldu. Bunun üzerine Emin Alper sosyal medya hesaplarından bir cevap yayınladı.

Emin Alper cevabında şunları söyledi:

“Sevgili dostlar, sinemaseverler, İki gün önce Ankara Film Festivali’nde filmimizin gösteriminin ardından yapılan soru-cevap sırasında bir seyircinin “korku filmi çekmeyi düşünür müsünüz?” diye sormasının üzerine “aslında böyle bir düşüncem var, Palu ailesinin hikayesini korku filmi olarak çekmek istiyorum” türünden bir cevap verdim. Konuşmanın bağlamından da anlaşılacağı gibi söz konusu olan somutlaşmış bir fikir değil gayet belirsiz, ete kemiğe bürünmemiş, uzak ve belki de hiç gerçekleşmeyecek bir tasarım. Ancak medyada çıkan haberler neredeyse bir sonraki projemin bu olduğu, projenin hazır ve çalışmalara başlamaya yakın olunduğu gibi bir izlenim bıraktı. Şu an itibariyle ortada ne bir senaryo, ne bir proje ne de takvimlendirilmiş bir niyet var. İki gündür gelen destek ve kınama mesajları, projede çalışma istekleri, danışmanlık yapma talepleri vs. üzerine bu düzeltmeyi yapma gereği duydum :)) Sevgiler,”

Ayrıca ilk gün Ulusal Belgesel Film Yarışması filmleri gösterildi. Ulusal Belgesel Film Yarışması Seçici Kurulundan yapımcısı ve yönetmen Semra Güzel Korver, gazeteci ve yazar Kanat Atkaya, fotoğraf sanatçısı Mehmet Turgut izleyicilerle birlikte belgeselleri izlediler. Günün sonunda “Balkans Beyond Borders Kısa Film Festivali Balkan Hikayeleri Seçkisi” gösterimleri yapıldı.

20 Nisan 2019, Cumartesi

Türk Kızılayı tarafından desteklenen yönetmenliğini Biket İlhan’ın yaptığı Hilal-i Ahmer Hanımlar Merkezi belgeseli Türkiye galasını dün Ankara Uluslararası Film Festivalinde yaptı.

İlhan, söyleşide Ankara Uluslararası Film Festivali hakkında şunları söyledi: “Başkentimizde böyle önemli bir festivalin yer alıyor olması çok önemli. Festivaller zaten bütün sinemacılar için çok önemli. Buralarda bir araya geliyoruz, buralarda yeni yönetmenler oyuncular çıkıyor. Festivaller çok zorluklarla ilerliyor. Destek gerekiyor. Ankara Uluslararası Film Festivali için 30 yıl az zaman değil. Daha uzun ömürlü olmasını diliyorum” dedi.

Ulusal Belgesel Film Yarışmasının son filmleri izlendi ve Kısa Sınır Tanımaz seçkisi izleyicilerle buluştu.

21 Nisan 2019, Pazar

Ankara Uluslararası Film Festivali katkılarıyla, Aziz Nesin Emek Ödülü sahibi Kadir İnanır’ın son filmi Kapı için Büyülü Fener Kızılay sinemasında özel gösterim yapıldı. Sinemaseverlerin yoğun ilgi gösterdiği özel gösterime Kadir İnanır, film oyuncusu Aybüke Pusat ve TBMM Başkanvekili Levent Gök, Milletvekili Mithat Sancar katıldı.

Geçtiğimiz Şubat ayında Berlin Film Festivali’nden En İyi İlk Film ödülünü kazanan Oray 19.00 seansında gösterildi.

Bir seyircinin Yönetmen Mehmet Akif Büyükatalay’a filmde vermek istediği mesajı sorması üzerine Büyükatalay, “Filmde benim mesajım önemli değil, ben hiçbir yöne çekilmek istemiyorum. Filme daha çok sosyolojik ve psikolojik yönden bakılmalı. Bu noktada filmin yorumu size bağlı” dedi.

Pazar günü Ulusal Kısa Film Yarışması Seçici Kurulundan yönetmen Seren Yüce, öğretim üyesi Çağla Karabağ Sarı ve görüntü yönetmeni Feza Çaldıran Ulusal Kısa Film Yarışması seçkisini sinemaseverlerle izlediler. Günün sonunda yönetmen Kurtuluş Özgen ve Hasan Özgen’in katılımıyla “Aynı Evin Çocukları” belgeseli gösterildi.

Ulusal Uzun Proje Geliştirme Desteği Yarışmasına katılanlarla Holiday Inn otelde gün boyu mülakat yapıldı. Yapımcı Armağan Lale, yapımcı Ali Bayraktar ve yönetmen, yapımcı Sevinç Baloğlu’ndan oluşan seçici kurul sona kalan on projeyi değerlendirdi. Büyülü Fener Kızılay sinemasında 19.00’da yapılan kokteyl ile kazanan açıklandı. Orta sınıf ailelerdeki bireylerin yalnızlığını ve bu yalnızlığı aşmadaki evrensel yanlışlıkları sinemaya absürt bir dille aktaran “Karanlıkta Islık Çalanlar” projesiyle Pınar Yorgancıoğlu 30.000 TL’lik ödülü kazandı.

22 Nisan 2019, Pazartesi

Pazartesi günü Ulusal Uzun Film Yarışması filmleri izlenmeye başlandı. Başkanlığını yönetmen Tolga Karaçelik‘in üstlendiği Seçili Kurulda fotoğraf sanatçısı ve senarist Ebru Ceylan, oyuncu Tolga Tekin, oyuncu Tülin Özen, gazeteci ve yayıncı Cem Erciyes yer aldı.

Ulusal Uzun Film Yarışmasının ilk gösteriminde Güven filmini izlemeye gelen seçici kurul başkanı Tolga Karaçelik‘in doğum günü kutlandı. İzleyicilerden yoğun alkış ve tebrik alan Karaçelik, “Şaşkınım, herkese çok teşekkürler” dedi.

30. Uluslararası Ankara Film Festivali kapsamında Çankaya Belediyesi Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nde Zülfü Livaneli, Nebil Özgentürk ve Alper Taşdelen’in katılımıyla “Ara Güler’in Objektifinden Zülfü Livaneli’yi Yetiştiren ve Üzerinde Etkisi Olan Yazarlar” fotoğraf sergisi açıldı.

Açılışta konuşan Zülfü Livaneli, çocukluğunun Ankara’da geçtiğini belirterek o zamanlar kendi adında bir kültür merkezi açılması hayalinin çok uzak geldiğini belirterek şunları söyledi: “Alper Taşdelen kardeşim güzel bir kültür merkezi açtı. Açılışını beraber yaptık. Burası çok etkili bir yer haline gelmiş. Güzel sergiler oluyor, danslar yapılıyor, müzik çalınıyor. Ankara’nın en aktif kültür merkezlerinden birisi. Bu kültür merkezlerinde yetişen insanlar buraları kullanan insanlar Türkiye’nin itici gücü, aydınlık gücü o bakımdan bu kültür yuvalarını Mustafa Kemal’in Halkevlerinin, Köy Enstitülerinin yani yeni Cumhuriyet insanı yetiştirme çabasının devamı olarak görüyorum” dedi.

23 Nisan 2019, Salı

Nebil Özgentürk’ün yönetmenliğini yaptığı Nazım’ın Kanatları belgeseli Türkiye galasını yaptı. Nebil Özgentürk’ün 1001’inci belgeselinin galasına pek çok sinemaseverin yanı sıra Zülfü Livaneli katıldı. İzleyicilerin yoğun ilgisi üzerine festival kapsamında üç seansta gösterilen belgesel sonunda, yönetmen Nebil Özgentürk ve belgeselde emeği geçen Arif Keskiner, Sevgi Divitçioğlu, Melih Güneş söyleşiye katıldı.

24 Nisan 2019, Çarşamba

Ulusal Uzun Film Yarışması ve Dünya Seçkisinden filmler sinemaseverlerle buluştu.

25 Nisan 2019, Perşembe

Türkiye Kısa Bağımsız Canlandırma Filmleri Seçkisi gösterildi. Gösterimin ardından Berat İlk’in moderatörlüğünde kısa animasyon dalında Oscar’a aday olan Ayçe Kartal izleyicilerle söyleşi yaptı.

“Kötü Kız” filmiyle kısa animasyon dalında Oscar’a aday olan Ayçe Kartal, animasyonun çocuklara yönelik olduğuna ya da sadece reklamlara özgüymüş gibi bir kanı olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’nin çok büyük bir yanlışı bu. Eğitim sektörü de bunu destekliyor. O tarafı var ancak animasyon sinemanın bir dalıdır. Sadece yapım tekniği farklıdır. Türkiye dışında tüm ülkelerde animasyon için en büyük sektör sinema sektörüdür, reklam sektörü değildir” dedi. Kartal, yirmi yıldır “Animasyon çocuklar için değildir” vurgusunu yaptıklarını ancak Türkiye’de bir şeyin değişmediğini söyledi.

Ulusal Uzun Film Yarışması ve Dünya Seçkisinden filmler sinemaseverlerle buluştu.

26 Nisan 2019, Cuma

“Yolu Festivalden Geçenler” seçkisi gösterildi. Gösterimin ardından senarist Ebru Ceylan, Natali Yeres ve yönetmen Hüseyin Karabey izleyicilerle söyleşi yaptı. Seçkide yönetmenlerin Ankara Film Festivaline katıldıkları ilk kısa filmler, Natali Yeres’in Aynalar Suiti filmi, Hüseyin Karabey’in Dialog filmi, Ebru Ceylan’ın Kıyıda filmi, Mehmet Bahadır Er’in GoyGoy filmi gösterildi.

Çok heyecanlandığını dile getiren Hüseyin Karabey, “O kadar eski ki ben bu festivale film gönderdiğimi bile hatırlamıyorum. Festival ekibi bu sene beni aradığımda yeniden anımsadım” dedi.

İlk filminde iyi bir görüntü yönetmeniyle çalışmasının zorluk yarattığını dile getiren Ceylan, “Uğur İçbak çok iyi bir görüntü yönetmeni. O dönemde bir şekilde ona ulaşmışım. Yanımda profesyonel bir görüntü yönetmeni olunca ben sahne tam olmasa da ‘tamam oldu’ diyorum. İnsanları bekletmemek, onları yormamak için bazı olmayan yerlere de oldu diyerek filmi bitirdim. Ancak ilk filminizi çekerken çalışırken rahat çalışabileceğiniz kişilerle çalışın” dedi.

Natali Yeres en eskilerden biri olduğunu vurgulayarak, “O yıllarda Ankara Uluslararası Film Festivali çok önemliydi. Kurucuları çok önemliydi bizim için” dedi. Ankara Uluslararası Film Festivalinin bir önemli özelliğinin de ilk en iyi sanat yönetmeni ödülünü veren festival olduğunu belirtti.

Cuma günü Şubat ayında hayatını kaybeden oyuncu Aytaç Arman anısına Yılmaz Güney’in “Düşman” filmi gösterildi. Aytaç Arman’ın eşi Radife Baltaoğlu ve oğlu Erdem İnce’nin de katıldığı film gösterimi öncesi sinema eleştirmeni Atilla Dorsay Aytaç Arman’la ilgili bir sunum yaptı.

Aytaç Arman’ın eşi Radife Baltaoğlu söylenecek çok şey olduğunu ancak kısa konuşacağını söyledi. Düşman filminin Arman için çok önemli olduğunu belirten Baltaoğlu “Aytaç bir ciğerini bu filme teslim etmişti. Çok tedaviler görmüştü, üşütmeden dolayı. Onun için Düşman filmi çok kıymetliydi. Ancak bu süreçte Düşman filmi pek hak ettiği kadar gösterimde kalamadı. Bu durum onu çok üzmüştü” dedi.

Gün Ankara Uluslararası Film Festivalinin otuzuncu yaş için düzenlediği kokteyl ile sona erdi.

27 Nisan 2019, Cumartesi

Ödül töreni 20.00’de CerModern’de yapıldı. Ünsal Ünlü’nün sunuculuğunda gerçekleştirilen törene yönetmen, oyuncu ve sinemaseverlerin ilgisi yoğundu. Törende en iyi film ödülünün sahibi Osman Nail Doğan imzalı “Güvercin Hırsızları” oldu. Berkay Ateş ve Saadet Işıl Aksoy başrollü “Görülmüştür” toplam dört ödül kazanırken, prömiyerini geçtiğimiz sene Karlovy Vary Uluslararası Film Festivali’nde gerçekleştiren “Kardeşler” ve “Saf” ise ikişer ödüle layık görüldü.

CerModern’de yapılan 30. Ankara Uluslararası Film Festivali ödül törenininde sahneye çıkan Orfeon Oda Korosunun konseri sırasında şehir şebekesinden kaynaklı bir sorun nedeniyle elektrikler kesildi. Jeneratör devreye girene kadar sinemaseverler telefonlarının ışığıyla koroyu aydınlattı ve konser devam etti. Koro şefi dinleyicilere destekleri için teşekkür etti. Sunucu Ünsal Ünlü sahneye çıkarak arızayla ilgili bilgi verdi, hem koroya hem de sinemaseverlere destekleri için teşekkür etti. İzleyicilerin yoğun ilgisini geri çevirmeyen Orfeon Oda Korosu konserini uzattı ve izleyicilerden yoğun alkış aldı.

 

Ödül kazananların tamamı:

En İyi Film: GÜVERCİN HIRSIZLARI (Osman Nail Doğan)
En İyi Yönetmen: Ali Vatansever (SAF)
Onat Kutlar En İyi Senaryo: Serhat Karaaslan (GÖRÜLMÜŞTÜR)
Mahmut Tali Öngören En İyi İlk Film: NEBULA (Tarık Aktaş)
En İyi Kadın Oyuncu: Saadet Işıl Aksoy (SAF)
En İyi Erkek Oyuncu: Berkay Ateş (GÖRÜLMÜŞTÜR)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Füsun Demirel (GÖRÜLMÜŞTÜR)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Bülent Çolak (SUÇ UNSURU)
En İyi Görüntü Yönetmeni: A. Emre Tanyıldız (KARDEŞLER)
En İyi Sanat Yönetmeni: Meral Efe Yurtseven, Emre Yurtseven (KARDEŞLER)
En İyi Özgün Müzik: Mustafa Avcı (YUVA)
Ayhan Ergürsel En İyi Kurgu: Naim Kanat (GÜVERCİN HIRSIZLARI)
SİYAD En İyi Film: GÖRÜLMÜŞTÜR (Serhat Karaaslan)
Ulusal Belgesel Yarışması En İyi Film: TANRI GÖÇMEN ÇOCUKLARI SEVER Mİ ANNE? (Rena Lusin Bitmez)
Ulusal Kısa Film Yarışması En İyi Film: DUYUYOR MUSUN ANNE? (Tuna Kaptan)
Proje Desteği Ödülü: KARANLIKTA ISLIK ÇALANLAR (Pınar Yorgancıoğlu)

28 Nisan 2019, Pazar

Festivalin son gününde Dünya Sinemasından ödüllü filmler izleyicilerle buluştu.

,

30. Ankara Uluslararası Film Festivali boyunca kimler ne söyledi?

30. Ankara Uluslararası Film Festivalinde 18 – 28 Nisan tarihleri arasında 14 bölümde 135 film yönetmen ve oyuncuların katılımıyla sinemaseverlerle buluştu.

Festival boyunca yönetmen ve oyuncuların yaptığı söyleşiler…

Seren Yüce: “Filmlerin yapay olma haline karşı bende bir tepki doğdu”

Ulusal Kısa Film Yarışması Seçici Kurulundan yönetmen Seren Yüce, Sekans Sinema Kültür Dergisinden Tutku Mavi Erkılıç’a konuştu. Yüce filmlerinde yapay olma haline tepki doğduğunu belirterek, “Ve biraz daha gerçekçi bir dünya tasvir etme ihtiyacıyla, olmasını istediğimiz gibi değil de hayatta yaşandığı gibi anlamak, görmek ve anlatmak ihtiyacından dolayı biraz daha gerçekçi olmaya çalışan bir sinema kendiliğinden gelişmiş oldu. Biraz da tabi ki etkilendiğim filmlerin niteliğinden dolayı ve çalışmış olduğum yönetmenlerin sinemaya bakış açısından dolayı gerçekçi sinemaya doğru yöneldim” dedi.

Nazlı Eray: “Sanat Çınarı Ödülü’nün anlamı benim için çok büyük

30. Ankara Uluslararası Film Festivali ‘Sanat Çınarı Ödülü’ kazanan yazar Nazlı Eray BirGün gazetesinden Öykü Özfırat’a konuştu. Sanat çınarı ödülü almasının anlamının büyük olduğunu vurgulayan Eray, “Ankara’yı yazdığım, Ankara’yı tanıttığım, Ankaralı bir yazar olduğum için, Ankara’da yaşadığım ve satırlarımda Ankara’yı dile getirdiğim için bana verilmiş bir ödül olduğu için bu şehirle daha da bir bütünleştim. Bu bana Ankara’nın aslında bir armağanı. İstanbul’u çok seviyorum. İstanbulluyum. Ailem İstanbul’da. Fakat Ankara’da yaşamayı seçtim. Çok genç yaşta Ankara’ya geldim bir gece treniyle. Tuhaf bir öyküm var. Bir hafta için geldiğim Ankara’da 40 yıl kaldım. Bütün hayatımdaki olaylar Ankara’da oldu. Güzel olaylar, değişik olaylar, beni buraya bağlayan olaylar. Onun için bu kara kuru kent beni kendine kelepçeledi, hapsetti. Tutkulu bir kız kurusu gibi beni bırakmaz, kollarını boynuma dolar derim. Ben hep İstanbul’a kaçarım. İzmir’e, Mardin’e, New York’a kaçarım. Ama tekrar benim hangarım, dönüş yerim Ankara’dır. Bu bozkırın bana verdiği en güzel şey bir demli çay, bir simit o bozkırın görünüşü, sonsuz Ankara’nın o Hüseyin Gazi tepeleri ve dünya kadar güzel insan” dedi.

Mehmet Akif Büyükatalay: “Sanata karşı hep ilgim vardı”

Geçen şubat ayında Berlin Film Festivali’nde En İyi İlk Film ödülünü kazanan ve 30. Ankara Uluslararası Film Festivalinde gösterilen Oray filminin yönetmeni Mehmet Akif Büyükatalay, BirGün gazetesinden Öykü Özfırat’a konuştu. Sanata karşı küçüklüğünden beri ilgisi olduğunu dile getiren Büyükatalay, “Sanatla ilgileniyordum ama bilinçli şekilde hiçbir zaman ilgilenmedim. Çanak antenin gelmesi, çift kanal onunla birlikte de Yeşilçam… Oradan sinemayı keşfettim. İşçi sınıfına aittim. O dünyada doğup büyüyen biri için sanat okumak fikri bile uzaktı. O bile aklına gelmiyor. Sonra okulu terk ettim. Yarım sene okula gitmedim. Almanların olduğu bir okuldu dışlanma, ırkçılık vardı. Sonra bir akşam okuluna gittim. Orada bir Almanca öğretmenim vardı benim yazdığım şeyleri beğenip bir tiyatro kursuna gönderdi. Sonra bir kısa yarışma oldu, çektim kazandım. Simpsons hastasıydım. Simpsons da filmlere çok referans yapıyor. Çok film araştırıyordum oradan” dedi.

Çevirmen, Bastian Klügel, Mehmet Akif Büyükatalay ve moderatör

Tarık Aktaş: “Film insanın doğasını anlama çabam sonucu doğdu”

Locarno Film Festivali’nde En İyi Yeni Yönetmen Ödülü’nü kazanan ve 30. Ankara Uluslararası Film Festivalinde Mahmut Tali Öngören En İyi İlk Film ödülünü kazanan Nebula filmi yönetmeni Tarık Aktaş, BirGün gazetesinden Öykü Özfırat’a konuştu. Filmin insanın doğasını anlama çabası sonucu doğduğunu dile getiren Aktaş, “Doğaya yönelik geçmişten gelen ilgim ve doğanın insan doğasını aktarmak için en uygun yol olduğunu düşünmem beni bu iki kavramı bir arada ele almaya yöneltti” dedi.

Ali Vatansever: “Bu filmin temel olarak göstermek istediği şey safların net olmadığı”

Ankara Uluslararası Film Festivali’nde en iyi yönetmen ve en iyi kadın oyuncu (Saadet Işıl Aksoy) ödüllerini alan “Saf” filminin yönetmeni Ali Vatansever Evrensel gazetesinden Yağız Senem’e konuştu. Filmin göstermek istediği şeyin safların net olmadığı olduğunu vurgulayan Vatansever, “Ben hiçbir insanın tek bir kalıba tek bir düşünceye indirgenemeyeceğini düşünüyorum. Bu filmin iyi ve kötü karakterleri yok. Kamil ve Remziye de sütten çıkmış ak kaşık değiller. Tıpkı o müteahhit ve Remziye’nin patronu olan iş kadını gibi. Ancak bunların hepsi kapkara insanlar da değil. Mesela müteahhit baş sağlığı dilemek için Remziye’nin evine geliyor, ses tonundan samimiyeti anlaşılıyor ancak çıkarken de “Buralar değerlenecek” diyerek çantasında farklı ajandalar olduğunu gösteriyor. Remziye’nin çalıştığı evdeki iş kadını genel olarak ona patronluk taslamamasına rağmen, “Sebze getirmiş miydin?” diye sorarak Remziye’nin rolünü hatırlatması da bence hayatın zenginliği. Hayat aslında gri tonlarda seyrediyor ve bu grileri tartışmak o kadar keyifli ki. Bu grilik kimi insanda iğreti uyandırır kimisinde ise bambaşka bir duygu. Bu filmde steriotiplere sıkışmamış karakterler bütününden bahsedebiliriz. Mesela ben o iğretinin ilk başta işçilerce hissedilmesini ancak filmin ikinci perdesi ile birlikte işçilere hak verilmesini beraberinde getiren bu karmaşık dünyaya izleyiciyi davet etmek istiyorum. Benim de şehre ve dünyaya karşı bir yargım var. Ama yapmaya çalıştığım şey bu yargıyı yansıtmaktan ziyade hayatın resmini çekmek. Yapmak istediğim şey gri alanların lezzetini insanlara göstermek” dedi.

Elektirik kesintisi ödül törenini durduramadı

30. Ankara Uluslararası Film Festivali ödül töreni dün 20.00’de CerModern’de yapıldı. Ödül töreninin başında Orfeon Oda Korosunun konseri sırasında elektrikler kesildi. İzleyiciler telefonlarının ışıklarıyla koroyu aydınlattı.

CerModern’de yapılan 30. Ankara Uluslararası Film Festivali ödül törenininde sahneye çıkan Orfeon Oda Korosunun konseri sırasında şehir şebekesinden kaynaklı bir sorun nedeniyle elektrikler kesildi. Jeneratör devreye girene kadar sinemaseverler telefonlarının ışığıyla koroyu aydınlattı ve konser devam etti. Koro şefi dinleyicilere destekleri için teşekkür etti. Sunucu Ünsal Ünlü sahneye çıkarak arızayla ilgili bilgi verdi, hem koroya hem de sinemaseverlere destekleri için teşekkür etti. İzleyicilerin yoğun ilgisini geri çevirmeyen Orfeon Oda Korosu konserini uzattı ve izleyicilerden yoğun alkış aldı.

 

30. Ankara Uluslararası Film Festivali Ödülleri Sahiplerini Buldu

30. Ankara Uluslararası Film Festivali ödül töreni dün 20.00’de CerModern’de yapıldı. En iyi film ödülünün sahibi Osman Nail Doğan imzalı “Güvercin Hırsızları” oldu.

30. Ankara Uluslararası Film Festivali ödül töreni dün 20.00’de CerModern’de yapıldı. Ünsal Ünlü’nün sunuculuğunda gerçekleştirilen törene yönetmen, oyuncu ve sinemaseverlerin ilgisi yoğundu. Törende en iyi film ödülünün sahibi Osman Nail Doğan imzalı “Güvercin Hırsızları” oldu. Berkay Ateş ve Saadet Işıl Aksoy başrollü “Görülmüştür” toplam dört ödül kazanırken, prömiyerini geçtiğimiz sene Karlovy Vary Uluslararası Film Festivali’nde gerçekleştiren “Kardeşler” ve “Saf” ise ikişer ödüle layık görüldü.

Ödül kazananların tamamı:

En İyi Film: GÜVERCİN HIRSIZLARI (Osman Nail Doğan)
En İyi Yönetmen: Ali Vatansever (SAF)
Onat Kutlar En İyi Senaryo: Serhat Karaaslan (GÖRÜLMÜŞTÜR)
Mahmut Tali Öngören En İyi İlk Film: NEBULA (Tarık Aktaş)
En İyi Kadın Oyuncu: Saadet Işıl Aksoy (SAF)
En İyi Erkek Oyuncu: Berkay Ateş (GÖRÜLMÜŞTÜR)
En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu: Füsun Demirel (GÖRÜLMÜŞTÜR)
En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu: Bülent Çolak (SUÇ UNSURU)
En İyi Görüntü Yönetmeni: A. Emre Tanyıldız (KARDEŞLER)
En İyi Sanat Yönetmeni: Meral Efe Yurtseven, Emre Yurtseven (KARDEŞLER)
En İyi Özgün Müzik: Mustafa Avcı (YUVA)
Ayhan Ergürsel En İyi Kurgu: Naim Kanat (GÜVERCİN HIRSIZLARI)
SİYAD En İyi Film: GÖRÜLMÜŞTÜR (Serhat Karaaslan)
Ulusal Belgesel Yarışması En İyi Film: TANRI GÖÇMEN ÇOCUKLARI SEVER Mİ ANNE? (Rena Lusin Bitmez)
Ulusal Kısa Film Yarışması En İyi Film: DUYUYOR MUSUN ANNE? (Tuna Kaptan)
Proje Desteği Ödülü: KARANLIKTA ISLIK ÇALANLAR (Pınar Yorgancıoğlu)

Aytaç Arman’ın eşi Radife Baltaoğlu: “Düşman filminin hak ettiği kadar gösterilmemesi Aytaç’ı üzdü”

30. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında dün Şubat ayında hayatını kaybeden oyuncu Aytaç Arman’ın anısına Yılmaz Güney’in “Düşman” filmi gösterildi.

30. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında dün Büyülü Fener Kızılay sinemasında Şubat ayında hayatını kaybeden oyuncu Aytaç Arman anısına Yılmaz Güney’in “Düşman” filmi gösterildi. Aytaç Arman’ın eşi Radife Baltaoğlu ve oğlu Erdem İnce’nin de katıldığı film gösterimi öncesi sinema eleştirmeni Atilla Dorsay Aytaç Arman’la ilgili bir sunum yaptı.

Radife Baltaoğlu, Atilla Dorsay

Atilla Dorsay: “Olağanüstü bir rol”

Atilla Dorsay Aytaç Arman’ın Düşman filmiyle en güzel rolüyle anıldığını vurgulayarak, o dönemde Düşman filmine yazdığı bir eleştiri metnini okudu “Özellikle Aytaç Arman ve Güngör Bayrak’ı kutlamalı. Bayrak bu ilk önemli rolünde hiç ezilmiyor. Armağan’ın rolü ise her türlü övgünün ötesinde. Olağanüstü bir rol. Sinemamızda çizilmiş en güçlü kompozisyonlardan biri. Bravo Aytaç Arman.”

Radife Baltaoğlu: “Aytaç bir ciğerini bu filme teslim etmişti”

Aytaç Arman’ın eşi Radife Baltaoğlu söylenecek çok şey olduğunu ancak kısa konuşacağını söyledi. Düşman filminin Arman için çok önemli olduğunu belirten Baltaoğlu “Aytaç bir ciğerini bu filme teslim etmişti. Çok tedaviler görmüştü, üşütmeden dolayı. Onun için Düşman filmi çok kıymetliydi. Ancak bu süreçte Düşman filmi pek hak ettiği kadar gösterimde kalamadı. Bu durum onu çok üzmüştü” dedi.

Senarist Ebru Ceylan: “İlk filmimde iyi görüntü yönetmeniyle çalışmak zorluk yarattı”

30. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında dün Büyülü Fener Kızılay sinemasında “Yolu Festivalden Geçenler” seçkisi gösterildi. Gösterimin ardından senarist Ebru Ceylan, Natali Yeres ve yönetmen Hüseyin Karabey izleyicilerle söyleşi yaptı.

Otuzuncu yaşını kutlayan Ankara Uluslararası Film Festivali’nin bu yıl otuzuncu yaşına özel olarak hazırladığı “Yolu Festivalden Geçenler” seçkisi dün Büyülü Fener Kızılay sinemasında sinemaseverlerle buluştu. Seçkide yönetmenlerin Ankara Film Festivaline katıldıkları ilk kısa filmler, Natali Yeres’in Aynalar Suiti filmi, Hüseyin Karabey’in Dialog filmi, Ebru Ceylan’ın Kıyıda filmi, Mehmet Bahadır Er’in GoyGoy filmi gösterildi. Gösterimlerin ardından sinema eleştirmeni Şenay Aydemir moderatörlüğünde, senarist Ebru Ceylan, Natali Yeres ve yönetmen Hüseyin Karabey izleyicilerle söyleşi yaptı.

Natali Yeres, Ebru Ceylan ve yönetmen Hüseyin Karabey

Hüseyin Karabey: “Hiçbir zaman umutsuz olmayın”

Çok heyecanlandığını dile getiren Hüseyin Karabey, “O kadar eski ki ben bu festivale film gönderdiğimi bile hatırlamıyorum. Festival ekibi bu sene beni aradığımda yeniden anımsadım” dedi. Karabey, Ebru Ceylan’la aynı okulda bitirme projesi olarak çektikleri filmleri Ankara Uluslararası Film Festivaline gönderdiklerini belirtti. Gençlere hiçbir zaman umutsuz olmamalarını söyleyen Karabey,” Benim ilk çektiğim film işte buydu. Sinema deneyim işi. Varsa burada sinemacılar devam etsinler mutlaka” dedi. Sinemanın deneyim işi olduğunu vurgulayan Karabey, “Hata yapmaktan çekinmemek lazım. Biz de sanat eğitimi hata yapmamak üzerine. Oysaki tam tersine bol bol hata yapılmalı” dedi.

Ebru Ceylan: “Yönetmen olmak istiyordum”

Filmi çektikleri dönemde çok okuduklarını, felsefe tartışmaları yaptıklarını belirten Ebru Ceylan, “O dönemde Ankara Uluslararası Film Festivali gibi büyük bir festivalde filmlerimizin yarışması çok heyecan vericiydi” dedi. Öğrencilik yıllarında yönetmen olmak istediğini söyleyen Ceylan “Bu filmden sonra birkaç kısa film daha çektim. Bu film bazı festivallerde ödüller kazandı, yurtdışı festivallere gitti ama daha sonra çektiklerim gerçekten bir fiyaskoydu. Yönetmen olamayacağımı anladım. O yüzden senarist oldum” dedi. İlk filminde iyi bir görüntü yönetmeniyle çalışmasının zorluk yarattığını dile getiren Ceylan, “Uğur İçbak çok iyi bir görüntü yönetmeni. O dönemde bir şekilde ona ulaşmışım. Yanımda profesyonel bir görüntü yönetmeni olunca ben sahne tam olmasa da ‘tamam oldu’ diyorum. İnsanları bekletmemek, onları yormamak için bazı olmayan yerlere de oldu diyerek filmi bitirdim. Ancak ilk filminizi çekerken çalışırken rahat çalışabileceğiniz kişilerle çalışın” dedi.

Natali Yeres: “İlk en iyi sanat yönetmeni ödülünü veren festival”

Natali Yeres en eskilerden biri olduğunu vurgulayarak, “O yıllarda Ankara Uluslararası Film Festivali çok önemliydi. Kurucuları çok önemliydi bizim için” dedi. Ankara Uluslararası Film Festivalinin bir önemli özelliğinin de ilk en iyi sanat yönetmeni ödülünü veren festival olduğunu belirtti.

 

Yönetmen Ayçe Kartal: “Animasyon çocuklar için değildir”

30. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında dün Türkiye Kısa Bağımsız Canlandırma Filmleri Seçkisi gösterildi. Gösterimin ardından Berat İlk’in moderatörlüğünde kısa animasyon dalında Oscar’a aday olan Ayçe Kartal izleyicilerle söyleşi yaptı.

Türkiye Kısa Bağımsız Canlandırma Filmleri Seçkisi dün 30. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında gösterildi. Gösterimin ardından Berat İlk’in moderatörlüğünde Ayçe Kartal izleyicilerin sorularını yanıtladı.

“Animasyonun en büyük sektörü sinema sektörüdür”

“Kötü Kız” filmiyle kısa animasyon dalında Oscar’a aday olan Ayçe Kartal, animasyonun çocuklara yönelik olduğuna ya da sadece reklamlara özgüymüş gibi bir kanı olduğunu vurgulayarak, “Türkiye’nin çok büyük bir yanlışı bu. Eğitim sektörü de bunu destekliyor. O tarafı var ancak animasyon sinemanın bir dalıdır. Sadece yapım tekniği farklıdır. Türkiye dışında tüm ülkelerde animasyon için en büyük sektör sinema sektörüdür, reklam sektörü değildir” dedi. Kartal, yirmi yıldır “Animasyon çocuklar için değildir” vurgusunu yaptıklarını ancak Türkiye’de bir şeyin değişmediğini söyledi.

Yönetmen Ayçe Kartal

“Geçimimi film festivallerinden sağlıyorum”

Berat İlk’in Ayçe Kartal’a “Reklam sektörüne iş yapmadan geçimini nasıl sağlıyorsun?” sorusu üzerine Kartal, “Üniversite okurken Tan Oral hocamız vardı. Bir gün dedi ki ‘dünyada festivalleri gezerek, bedava yaşayan insanlar var’. O adam şimdi ben oldum” dedi. Geçimini festivallerden kazandığı parayla sağladığını belirtti.

“Oscar adayı ‘Kötü Kız’ çoğu festivalde gösterilmedi”

Oscar’da kısa animasyon dalında aday olan “Kötü Kız” filminin Türkiye’de çoğu festivalde gösterilmediğini belirten Kartal, “Kötü Kız” filminin senaryosunun Türkiye’de yaşanan olaylardan ortaya çıktığını, tecavüze uğrayan küçük bir çocuğun psikolojisini anlamak için çok okuduğunu ve bu süreçte psikiyatristlerle de konuştuğunu söyledi.

Berat İlk, Ayçe Kartal

 

Otuzuncu Yaşa Özel Bölüm: “Yolu Festivalden Geçenler”

Otuzuncu yaşını kutlayan Ankara Uluslararası Film Festivalinde 26 Nisan Cuma günü saat 19.00’da “Yolu Festivalden Geçenler” seçkisi gösterilecek. Gösterimlerin ardından yolu festivalden geçen yönetmenlerle söyleşi yapılacak.

30.Ankara Uluslararası Film Festivali Ankaralı sinemaseverlerin yoğun ilgisiyle devam ediyor. Bugün Ulusal Uzun Film Yarışması gösterimlerinin sona ereceği festivalin kazananları 27 Nisan Cumartesi günü saat 19.30’da Cermodern’de yapılacak kapanış töreniyle açıklanacak. Festivalde otuzuncu yaşa özel olarak 26 Nisan Cuma günü saat 19.00’da “Yolu Festivalden Geçenler” seçkisi gösterilecek.

“Yolu Festivalden Geçenler” Otuzuncu Yaşında da Yalnız Bırakmadı

Bu yıl otuzuncu yaşını kutlayan Ankara Uluslararası Film Festivali, en başından beri genç sinemacıların ve kısa filmcilerin okulu oldu. Festival Cemal Şan, Mustafa Altıoklar, Kudret Sabancı, Reis Çelik, Natali Yeres, Ahmet Uluçay, Yüksel Aksu, İlker Canikligil, Eyüp Boz, Fatih Akın, Ebru Ceylan,  Ozan Açıktan, Uğur İçbak, Özcan Alper, ve daha nice yönetmenin yetişmesine katkı sağladı. Yolu Festival’den geçenler bölümünde Natali Yeres’in Aynalar Suiti filmi, Hüseyin Karabey’in Dialog filmi, Ebru Ceylan’ın Kıyıda filmi, Mehmet Bahadır Er’in GoyGoy filmi ve Yüksel Aksu’nun Zamanın Labirentinde Karşılaşma filmi gösterilecek. Ayrıca gösterimlerin ardından Ebru Ceylan, Natali Yeres, Yüksel Aksu, Hüseyin Karabey’in katılımıyla söyleşiler yapılacak.

“Nazım’ın Kanatları” Türkiye Galasını Yaptı

30. Ankara Uluslararası Film Festivalinde Nebil Özgentürk’ün yönetmenliğini yaptığı Nazım’ın Kanatları belgeseli Türkiye galasını yaptı.

Nebil Özgentürk’ün yönetmenliğini yaptığı Nazım’ın Kanatları belgeseli 30. Ankara Uluslararası Film Festivali kapsamında dün Büyülü Fener Kızılay sinemasında Türkiye galasını yaptı. Nebil Özgentürk’ün 1001’inci belgeselinin galasına pek çok sinemaseverin yanı sıra Zülfü Livaneli katıldı. İzleyicilerin yoğun ilgisi üzerine festival kapsamında dün üç seansta gösterilen belgesel sonunda, yönetmen Nebil Özgentürk ve belgeselde emeği geçen Arif Keskiner, Sevgi Divitçioğlu, Melih Güneş söyleşiye katıldı.

Melih Güneş , Sevgi Divitçioğlu, Arif Keskiner, Nebil Özgentürk

Nâzım Hikmet ve arkadaşı Ramiz Demirkuşak’ın dostluğu anlatılıyor

Nâzım Hikmet ve arkadaşı Ramiz Demirkuşak arasındaki dayanışmayı anlatan belgesel, yapımcı Arif Keskiner’in ‘Yaşar Kemal’li Anılar’ kitabından yola çıkıyor. Kitapta mimar Sevgi Divitçioğlu, kayıp amcasından söz ediyor, Nâzım’ın yakınlarıyla da ahbap olan Melih Güneş’in dikkatini çekiyor. Araştırmalar sonucu, Sevgi Divitçioğlu’nun kitapta ‘kayıp’ diye bahsettiği amcası Ramiz Demirkuşak’ın öz torunu olduğu ortaya çıkıyor. Özgentürk, işte bu özgün hikâyeyi belgesel haline getiriyor.

Galada yapılan söyleşide filmin içeriğine dair anlatacak bir şeyin olmadığını belirten Özgentürk, “Sadece duygular iletmeyi istiyorum. Asıl kahramanlar burada. Arif Keskiner, Sevgi Divitçioğlu, Melih Güneş” dedi.

“Egemenlik artık biz de biliyorsunuz”

Söyleşi de Nebil Özgentürk’ün Zülfü Livaneli’ye belgeselle ilgili düşüncelerini sorması üzerine Livaneli, “Çok beğendim. Çok güzel bir film çıkmış ortaya” dedi. İzleyicilerin 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı kutlayan Livaneli, “Egemenlik artık biz de biliyorsunuz” sözlerinin ardından yoğun alkış aldı. Ankara Film Festivalini başarılarından dolayı kutlayan Livaneli, “Ankara, film ve festival kelimelerini bir araya koyarsanız. Ankara zaten çeşitli gizli ve karanlık filmlerin çevrildiği bir şehirdir. Karanlık filmlerden daha beter bir yerdir. Böyle bir ortamda Ankara’da Ankara Film Festivali ve diğer festivaller şehrin onurunu kurtarıyor” dedi.

Ramiz Demirkuşak’ın öz torunu Sevgi Divitçioğlu duygusal bir konuşma yaptı ve şunları söyledi: “Ölümle tehdit edildiler ve o yüzden gittiler. Nazım çok mutluydu Türkiye’de. Çocuğu olmuştu, çok sevdiği bir karısı vardı. Bir gece bastılar, ölüme götürmek için” dedi. Sabahattin Ali’nin de Nazım Hikmet’le aynı kaderi paylaştığını dile getirdi.

“Türk vatandaşı olmak istiyorum”

Yapımcı Arif Keskiner, 1977 yılında Moskova Film Festivaline gittiğinde, Nazım Hikmet’in eşi Vera’ya uğradığını ve orada Nazım takvimi üzerine yazılar yazdıklarını, imzalar attıklarını söyledi. Yıllar sonra Melih Güneş bu takvimi bulup Arif Keskiner’e getirdikten sonra kitap yazma fikrinin ortaya çıktığını ve “Nazım’ın Evinde Vera’nın Sofrasında” kitabını yazdığını dile getirdi.

Nâzım’ın yakınlarıyla ahbap olan Melih Güneş, söyleşi sırasında Ramiz Demirkuşak’ın Sibirya’da yaşayan torunu Ramiz Olegoviç’i aradı. Rusça konuşan, Ramiz Olegoviç, emeği geçen herkese Nazım’la dedesi arasındaki ilişkinin izlerine ulaşmasına yardımcı oldukları için teşekkürlerini ileterek “Türk vatandaşı olmak istiyorum” dedi.

Söyleşi sonunda Nebil Özgentürk, Arif Keskiner ve Melih Güneş kitaplarını imzaladı.

,

Ara Güler’in fotoğraflarıyla Zülfü Livaneli’yi etkileyen yazarlar sergisi açıldı

30. Uluslararası Ankara Film Festivali kapsamında dün Çankaya Belediyesi Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nde Zülfü Livaneli, Nebil Özgentürk ve Alper Taşdelen’in katılımıyla “Ara Güler’in Objektifinden Zülfü Livaneli’yi Yetiştiren ve Üzerinde Etkisi Olan Yazarlar” fotoğraf sergisi açıldı.

Dünya açılışı St. Petersburg’ta yapılan “Ara Güler’in Objektifinden Zülfü Livaneli’yi Yetiştiren ve Üzerinde Etkisi Olan Yazarlar” sergisi 30. Uluslararası Ankara Film Festivali kapsamında dün Zülfü Livaneli, Nebil Özgentürk ve Alper Taşdelen’in katılımıyla Çankaya Belediyesi Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nde açıldı. Açılışta konuşan Zülfü Livaneli, çocukluğunun Ankara’da geçtiğini belirterek o zamanlar kendi adında bir kültür merkezi açılması hayalinin çok uzak geldiğini belirterek şunları söyledi: “Alper Taşdelen kardeşim güzel bir kültür merkezi açtı. Açılışını beraber yaptık. Burası çok etkili bir yer haline gelmiş. Güzel sergiler oluyor, danslar yapılıyor, müzik çalınıyor. Ankara’nın en aktif kültür merkezlerinden birisi. Bu kültür merkezlerinde yetişen insanlar buraları kullanan insanlar Türkiye’nin itici gücü, aydınlık gücü o bakımdan bu kültür yuvalarını Mustafa Kemal’in Halkevlerinin, Köy Enstitülerinin yani yeni Cumhuriyet insanı yetiştirme çabasının devamı olarak görüyorum” dedi.

“Sergi St. Petersburg’ta çok ilgi gördü”

Sergi fikrinin Nebil Özgentürk’ten çıktığını dile getiren Livaneli, “St. Petersburg’ta bir kültür merkezi açıldı benim adıma. Orada bir kültür merkezi açılacağını da düşünmezdim doğrusu. Rusya’da kitaplarım çok seviliyor. Belki ondandır. Bir kültür festivali vardı ‘St. Petersburg Kültür Forumu’ oradan da bir teklif geldi sergi yapmak istiyoruz diye. Bu sergi ne olabilir diye düşündüm, o sırada Nebil’e sordum. O hemen tabi olmadık şeyleri bir araya getiren zekâsıyla bu fikri buldu. Fikri bulmakla kalmıyor, uygulamasını da yapıyor. Fotoğrafları temin etti, sergi orada açıldı, çokta ilgi gördü” dedi. İlgi gören serginin Ankara Uluslararası Film Festivali sayesinde Ankara’da Zülfü Livaneli Kültür Merkezi’nde açılması fikrinin ortaya çıktığını söyledi.

“Türkiye’de bir zafer kazanıldı”

Türkiye’nin ilginç bir dönemden geçtiğini vurgulayan Livaneli, “Bugün Sayın Genel Başkan Kemal Kılıçdaroğlu’na geçmiş olsun ziyaretinde bulunduk. Dün ona karşı girişilen bu saldırı gerçekten herkesin lanetlemesi gereken bir şey. Kimilerinin yarım ağız kimilerinin yapmadığı bir şey ama bir parti başkanına böyle bir saldırı olamaz. İki sene önce PKK’nın saldırdığı birisine, bu seferde şehit cenazesinde saldırıyorlar. Bu kabul edilemeyecek bir şey” dedi. Türkiye’de bir zafer kazanıldığını ifade eden Livaneli, “Şimdi de bakıyorsunuz tüm büyükşehirler sosyal demokratlar tarafından kazanıldı. Bu müthiş bir başarı ancak bu başarıda şunun etkisini unutmamak lazım. Batıda bilimsel eserlerle değişir toplumlar. Bizde farklıdır şiir ve edebiyatla dönüşür. Nazım Hikmet olmasaydı bizler olmadık, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Fakir Baykurt olmasaydı, bizim büyük yazarlarımız, çizerlerimiz olmasaydı biz olmazdık” dedi.

“Zülfü Livaneli hepimizin”

Nebil Özgentürk, Ankara Uluslararası Film Festivali ekibine ve tüm emeği geçenlere teşekkür ederek, “Bu festivale Zülfü Livaneli’nin hayatına giren ve onu etkileyen yazarlar sergisi çok yakıştı” dedi. Zülfü Livaneli’yle böyle bir proje yapmaktan mutlu olduğunu belirten Özgentürk, “O ‘gökyüzü herkesindir’ demişti, biz de diyoruz ki ‘Zülfü Livaneli hepimizin’” dedi.

Çankaya Belediye Başkanı Alper Taşdelen emeği geçen herkese teşekkürlerini ileterek “Çok güzel bir sergide bir aradayız. Çok büyük usta Ara Güler’in objektifinden çok büyük ustayı Zülfü Livaneli’yi anlatan bir biyografiyi burada görüyoruz” dedi.

Dünya Kitle İletişimi Araştırma Vakfı Başkanı İrfan Demirkol 30. Ankara Film Festivali kapsamında bu sergiyi gerçekleştirmekten çok mutlu olduklarını belirterek “Bu projeyi Nebil Özgentürk ilettiğinde çok sevindik. Bu fikir Nebil Özgentürk’ün fikriydi. Hayata geçirmekten dolayı mutluyuz” dedi.

Sergi açılışı kokteyl ile sona erdi. Sergi 28 Nisan’a kadar ziyaret edilebilecek.